İlk Ders “Terörsüz Türkiye” Oldu
GazeteAbc / Haber: Adiviye Elbaş
Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) 2026-2027 akademik yılı, düzenlenen törenle başladı. Akademik ve idari personel ile öğrencilerin katıldığı açılış programında, AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala da yer aldı.
Törende Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz konuşma yaparak üniversitenin eğitim, araştırma, teknoloji geliştirme ve toplumsal katkı alanlarında yürüttüğü çalışmaları anlattı. Ardından açılış dersini veren Efkan Ala, “Terörsüz Türkiye” konusunu bilgi çağı, düşünce özgürlüğü, bilimsel gelişme ve bölgesel istikrar çerçevesinde değerlendirdi.
Rektör Ferudun Yılmaz: “60 Bin Civarı Öğrencisiyle 50 Yıllık Bir Çınarız”
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, konuşmasına bakanlara, Bursa Valisi’ne, milletvekillerine, büyükşehir belediye başkanına, protokol üyelerine, akademisyenlere, misafirlere ve öğrencilere hitap ederek başladı. Yılmaz, 2026-2027 Bursa Uludağ Üniversitesi Akademik Yılı Açılış Töreni’ne ve açılış dersine katılanlara hoş geldiniz dedi.
Üniversitenin köklü geçmişine ve büyüklüğüne dikkat çeken Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin yaklaşık 60 bin öğrencisi, 15 fakültesi ve 15 meslek yüksekokuluyla 50 yıllık bir çınar olduğunu belirtti. Üniversitenin daha uzun bir geleceğe doğru ilerlediğini ifade eden Yılmaz, bugüne kadar Bursa’nın ve Türkiye’nin beşerî sermayesine, araştırma altyapısına, teknolojik gelişimine ve entelektüel birikimine sağlanan katkıların artırılarak sürdürüleceğini söyledi.
Türkiye ölçeğinde büyük üniversiteler arasında yer aldıklarını dile getiren Yılmaz, fen ve mühendislik, sağlık bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında geniş bir akademik yapıya sahip olduklarını kaydetti. Üniversitenin lisans ve ön lisans düzeyindeki eğitim faaliyetlerinin bu üç temel alanda devam ettiğini belirten Yılmaz, güçlü bir geleneğe sahip oldukları alanlarda üniversitelerin temel misyonları doğrultusunda sorumluluk üstlendiklerini vurguladı.
BUÜ’nün Üç Temel Misyonu: Araştırma, Eğitim ve Toplumsal Katkı
Üniversitelerin öncelikli görevleri arasında araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin bulunduğunu belirten Rektör Ferudun Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin fen ve mühendislik, sağlık bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Türkiye’nin araştırma üniversitelerinden biri olduklarını hatırlatan Yılmaz, güçlü teknolojik altyapı, laboratuvar imkânları ve bilgi birikimiyle araştırma faaliyetlerine devam ettiklerini söyledi. Büyük bir ekonomiye ve sanayiye sahip olan Bursa’nın gelişimine de katkı sunduklarını belirten Yılmaz, bir yandan sanayiye nitelikli insan kaynağı kazandırdıklarını, diğer yandan teknolojik ilerlemeyi destekleyen ortak projeler ve iş birlikleri gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Türkiye’deki 208 üniversite arasında 23 araştırma üniversitesi bulunduğunu ifade eden Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin de bu grubun içerisinde yer aldığını belirtti. Orta ve uzun vadede araştırma üniversiteleri arasındaki farklılaşmanın, görece daha nitelikli üniversiteler yönündeki gelişimin devam edeceğini düşündüklerini aktaran Yılmaz, araştırma altyapısını geliştirmek için yoğun biçimde çalıştıklarını söyledi. Bu hedefin hem akademisyenler hem de öğrenciler tarafından bilindiğini dile getirdi.
Üniversitelerin ikinci temel misyonunun eğitim olduğunu vurgulayan Yılmaz, lisans, ön lisans ve lisansüstü eğitim yoluyla toplumsal hayata ve ülkenin beşerî sermayesine katkı sağladıklarını belirtti.
Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Akredite Program Sayısı 50’ye Ulaştı
Eğitimde niteliğin ve kalitenin önemli göstergelerinden birinin akreditasyon olduğunu ifade eden Rektör Ferudun Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin ulusal ve uluslararası akreditasyonlar konusunda güçlü bir geleneğe sahip olduğunu söyledi.
Üniversitedeki akredite program sayısının 50’ye ulaştığını açıklayan Yılmaz, Veteriner Fakültesi’nin de Avrupa akreditasyonu konusunda önemli bir gelişme yaşadığını bildirdi. Veteriner Fakültesi’nin Avrupa akreditasyon biriminden çıkış bildirgesini törenin düzenlendiği sabah aldığını belirten Yılmaz, fakülte dekanının kendisine bu müjdeyi verdiğini aktardı.
Resmî sertifikanın bir veya iki ay içerisinde alınmasının beklendiğini söyleyen Yılmaz, Veteriner Fakültesi’nin Avrupa akreditasyonunu beş yıllığına yenileme hakkı kazandığını ifade etti.
Akreditasyonun diplomaların niteliği ve uluslararası geçerliliği açısından önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz, Veteriner Fakültesi başta olmak üzere akredite programlardan alınan diplomaların ilgili akreditasyon çerçevesinde değerlendirildiğini belirtti. Mühendislik ve tıp fakültelerini de akredite programlar arasında sayan Yılmaz, bu programların diplomalarının yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın farklı yerlerinde de geçerli olacağını söyledi.
Türkiye ve Avrupa çerçevelerindeki standartlara sahip olmanın eğitim kalitesinin önemli bir göstergesi olduğunu kaydeden Yılmaz, programların önemli bir bölümünün akredite hâle geldiğini ancak bu çalışmaların yeterli görülmemesi ve niteliğin sürekli geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Üniversitede Dijital Yoklama Uygulaması Başladı
Bursa Uludağ Üniversitesi’nin yeni akademik dönemin başlangıcıyla birlikte dijital becerilerden yararlanarak yoklama uygulamasına geçtiğini açıklayan Rektör Ferudun Yılmaz, öğrencilerin bu tür uygulamalara genellikle tepkisel yaklaşabildiğini ancak BUÜ öğrencilerinin uygulamayı oldukça sıcak karşıladığını söyledi.
Dijital becerilerin gelişmesinin eğitimin içeriğini, tarzını, şeklini ve yönelimini değiştirdiğine dikkat çeken Yılmaz, bu dönüşümün yalnızca Bursa Uludağ Üniversitesi’ni veya tıp alanındaki üniversiteleri ilgilendirmediğini belirtti. Dünyadaki bütün üniversitelerin yeni duruma uyum sağlamaya ve aynı zamanda bu sürecin doğru biçimde yönlendirilmesine katkıda bulunmaya çalıştığını ifade etti.
BUÜ olarak gelişen dijital becerilerden sosyal bilimler, sağlık bilimleri ve mühendislik başta olmak üzere bütün alanlarda yoğun biçimde yararlanmak için özel gayret gösterdiklerini belirten Yılmaz, teknolojik dönüşümün eğitim ve araştırma süreçlerinde daha etkin kullanılmasının önemini vurguladı.
Sağlık Bilimleri ve Mühendislik Arasında Disiplinler Arası İş Birliği
Disiplinler arası çalışmaların öneminin herkes tarafından bilindiğini ancak farklı akademik birimlerin zaman zaman birbirlerinin çalışmalarından yeterince haberdar olamadığını dile getiren Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde farklı alanlardan uzmanları bir araya getirdiklerini söyledi.
Özellikle sağlık bilimleri ile mühendislik alanlarını aynı masa etrafında buluşturduklarını belirten Yılmaz, bir tarafın veri işleme kabiliyetiyle diğer tarafın klinik hizmetlerden başlayarak sağlık alanında sahip olduğu bilgi birikimini birleştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Bu çalışmalar aracılığıyla Türkiye’ye nitelikli katkılar sunmak istediklerini kaydeden Yılmaz, hem bilgi birikiminin geliştirilmesi hem de teknolojik cihazların üretilmesi bakımından üniversitenin katkı sağlamasını amaçladıklarını belirtti.
Ferudun Yılmaz: “Üniversitelerin Üçüncü Misyonu Toplumsal Katkıdır”
Üniversitelerin üçüncü temel misyonunun toplumsal katkı olduğunu ifade eden Rektör Ferudun Yılmaz, araştırma ve geliştirme faaliyetleriyle nitelikli eğitimin topluma katkı sağladığını belirtti. Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi açısından toplumsal katkının özellikle sosyal bilimler alanında eleştirel düşüncenin, entelektüel bilgi birikiminin ve düşünme kabiliyetinin geliştirilmesiyle yakından ilişkili olduğunu söyledi.
Türkiye’nin yalnızca kendi entelektüel birikimine katkı sunmayı değil, aynı zamanda dünyaya yönelik bir iddia ortaya koymayı ve çıtayı daha yukarıya taşımayı hedeflemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, uluslararası sistemin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Dünyanın adeta bir yangın yerini andırdığını dile getiren Yılmaz, insanlığa şifa olacak entelektüel bilgi birikiminin bu topraklardan çıkacağına inandıklarını söyledi. Üniversite olarak bu hedefi önemli yükümlülüklerinden biri olarak gördüklerini belirten Yılmaz, yürüttükleri faaliyetleri yalnızca dünyada üretilen bilgiyi alıp aktarmakla sınırlı değerlendirmediklerini kaydetti.
Üniversitelerdeki çalışmaların öz eleştiriyi de içermesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, ortaya çıkarılacak bilgi birikiminin hem Türkiye’nin hem de dünyanın hizmetine sunulmasını amaçladıklarını söyledi.
Rektör Yılmaz’dan Efkan Ala’ya Teşekkür
Açılış dersini vermeyi kabul ettiği için AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala’ya teşekkür eden Rektör Ferudun Yılmaz, Ala’nın bürokratik ve siyasi hayatındaki tecrübesinin herkes tarafından bilindiğini belirtti.
Efkan Ala’nın entelektüel donanımının da son derece yüksek olduğunu ifade eden Yılmaz, kendisine bir kez daha teşekkür etti. Konuşmasının sonunda 2026-2027 akademik yılının başta akademisyenler ve öğrenciler olmak üzere Bursa kamuoyuna ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.
Efkan Ala’dan Öğrencilere Bursa ve Üniversite Tavsiyesi
Bursa Uludağ Üniversitesi’nin 2026-2027 akademik yılı açılış törenine katılan AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, açılış dersinde “Terörsüz Türkiye” başlığı altında değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına öğrencileri, protokol üyelerini, rektörleri ve akademisyenleri selamlayarak başlayan Ala, yeni öğretim yılının hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. Rektör Ferudun Yılmaz’ın kendisi hakkındaki sözlerine teşekkür eden Ala, üniversiteye birinci dersi vermek için değil, Bursa’da ders almak için geldiğini belirterek bunun için ayrıca teşekkür etti.
Türkiye’nin saygın üniversitelerinden birinde eğitim gören öğrencilere seslenen Ala, öğrencilerin Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’da bulunmalarının önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Üniversitede eğitim alma imkânı elde eden gençleri tebrik eden Ala, öğrencilerin akademik eğitimleri boyunca Bursa’yı da dolu dolu yaşamalarını tavsiye etti.
Bursa’nın kültürel ve tarihî değerlerine dikkat çeken Ala, şairin şu dizelerini hatırlattı:
“Su sesi ve kanat şakırtısından
Bir rüyaya dalar Bursa’da zaman.”
Ala, öğrencilere bu zamanı iyi değerlendirmeleri çağrısında bulundu.
“Öğrencilere Verilen Değer Hafızalardan Silinmez”
Üniversite yıllarından hatırladığı bir konuyu öğrenciler ve akademisyenlerle paylaşan Efkan Ala, öğretim üyelerinin öğrencilere aktardıkları bilgilerin yanı sıra bu bilgileri nasıl sunduklarının da büyük önem taşıdığını söyledi.
Üniversitelerin yalnızca bilgi aktaran kurumlar olmadığını belirten Ala, öğrencilerin öğrenmeyi, bilgiye ulaşmayı ve hayatları boyunca bu bilgiden yararlanmayı üniversitelerde öğrendiklerini ifade etti. Bilginin sürekli arttığını, değiştiğini ve geliştiğini kaydeden Ala, bütün bilgilerin öğrencilere aktarılmasının mümkün olmadığını, asıl önemli olanın ihtiyaç duyulan bilgiye nasıl ulaşılacağının öğretilmesi olduğunu dile getirdi.
Öğrencilik yıllarında siyaset bilimi dersine giren bir hocasıyla yaşadığı olayı anlatan Ala, kalabalık bir sınıfta bir öğrencinin soru sorması üzerine hocanın tartışma başlattığını söyledi. Hocanın, “Şimdi bunu tartışalım. Aykırı fikirde olan var mı, farklı açıdan bakan var mı?” diyerek öğrencileri düşünmeye ve farklı bakış açılarını değerlendirmeye yönlendirdiğini aktardı.
Ala, olay üzerine daha sonra düşündüğünde sorunun kendisinden çok, soruyu soran öğrencinin değerli olduğunu fark ettiğini belirtti. Öğrencinin ilim tahsil etmek amacıyla üniversitede bulunduğunu ifade eden Ala, gençlere kendilerine verilen değeri ve kendilerini bulmalarına yardımcı olan öğretim üyelerini hiçbir zaman unutmayacaklarını söyledi.
Akademisyenlere öğrencileri desteklemeleri yönünde çağrıda bulunan Ala, bu yaklaşımın birçok öğretim üyesi tarafından zaten benimsendiğini düşündüğünü, ancak kendisinin de bir öğrenci olarak bu talebi dile getirmek istediğini belirtti.
Efkan Ala’dan Gençlere Tarih ve Hedef Odaklılık Mesajı
Öğrencilere hayatları boyunca kendi tecrübelerini yaşayacaklarını hatırlatan Efkan Ala, zaman zaman kişinin kendi geçmişini değerlendirmesi gerektiğini ancak asıl önemli olanın hedeflere doğru ilerlemek ve hedeflere daha fazla odaklanmak olduğunu söyledi.
Gençlere kendi geçmişleriyle ve tarihle ilgilenmeleri tavsiyesinde bulunan Ala, Hegel’e atfedilen “Tarihten kim yararlanıyorsa tarih onundur” düşüncesini hatırlattı.
Ala, geçmişte ortaya konulan başarı ve birikimden yararlanılmadığı takdirde başkalarının bu birikimden faydalanabileceğini ifade etti. Bilginin insanlığın ve milletlerin ortak değeri olduğuna dikkat çekti.
“Yeni Bir Çağın Eşiğindeyiz: Bilgi Çağı”
Dünyanın yeni bir devrimin eşiğinde olduğunu belirten Efkan Ala, bu dönemin bilgi çağı olduğunu söyledi. Türkiye’nin geçmişte tarım toplumunda önemli bir ekonomik güce sahip olduğunu ifade eden Ala, Çin, Hindistan ve Osmanlı üzerinden yaptığı değerlendirmede, 1960’lar itibarıyla dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 60’ının bu toplumlar tarafından oluşturulduğunu dile getirdi.
Ancak sanayi toplumunun ortaya çıkması ve sanayi devriminin yaşanmasıyla Türkiye’nin bu dönüşümü geç yakaladığını belirten Ala, yeni çağın sunduğu fırsatların doğru değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bilgi çağının kültürel hayattan sosyal yaşama, geleceğe ilişkin beklentilerden toplumsal gelişmelere kadar pek çok alanı etkilediğini kaydeden Ala, bu dönemin sunduğu imkânların farkına varılması ve büyük içerikler üretilmesi hâlinde önemli fırsatların ortaya çıkacağını söyledi.
Ala, bilgi çağında sunulan imkânları fark eden ve bunları değerlendirebilen toplumlar arasında yer alınması gerektiğini ifade etti.
“Bilgi Çağında Ürünlerin Yüzde 95’i Bilgiye Dayanıyor”
Tarım ve sanayi toplumlarıyla bilgi çağını karşılaştıran Efkan Ala, tarım toplumunda büyük arazilerin, ülkelerin büyüklüğünün, tarımın ve sömürünün belirleyici unsurlar arasında bulunduğunu söyledi. Sanayi toplumunda ise ham madde, emek ve teknolojinin ön plana çıktığını dile getirdi.
Bilgi çağında ortaya çıkan ürünlerin yüzde 95’inin bilgiye, yüzde 5’inin ise ham madde ve emeğe dayandığını belirten Ala, bilginin kendisinin de ayrıca bir emek olduğunu ve bu konunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ala, bilginin nasıl sürekli üretileceği, nasıl elde edileceği ve toplumun bu bilgiden en yüksek düzeyde nasıl yararlanabileceği sorularının önemine dikkat çekti.
Konuşmasının bu bölümünden sonra “Terörsüz Türkiye” konusuna geçen Ala, bilgi çağı ile terörle mücadele arasında bağlantı kurulmasının önemini vurguladı. Dünyada ve evrende atılan her adımın, yapılan her işin bir bütünün parçası olduğunu belirten Ala, olumlu veya olumsuz gelişmelerin diğer olaylarla bağlantılı olduğunu söyledi.
Efkan Ala: “Düşünce Özgürlüğünün Olmadığı Yerde Bilgi Üretemeyiz”
Bilginin gelişmesi için fikir ve düşünce özgürlüğünün vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Efkan Ala, düşünce özgürlüğünün bulunmadığı ortamlarda istenilen düzeyde bilgi üretilemeyeceğini ifade etti.
Ala, üniversitelerin kapısında, merhum Cemil Meriç’in ifadesinden hareketle, “Düşüncenin her korkudan azat olduğu bir mekân” yazmasını isteyeceğini söyledi.
Gençlerin ve toplumun kendi kapasitesini mümkün olduğunca ortaya koyabilmesi için uygun bir ortam oluşturulması gerektiğini belirten Ala, yurt dışında bulunan ve başka ülkelerde çeşitli sıkıntılar yaşayan insanların da Türkiye’ye gelebilmesinin önemine değindi.
Beyin göçü konusuna da değinen Ala, beyin göçü veren ülkelerin sıkıntılar yaşarken beyin göçü alan ülkelerin refah ürettiğini dile getirdi. Türkiye’nin bu alanda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirten Ala, beyin göçü veren değil, beyin göçü alan ülkeler arasında daha fazla yer alınması gerektiğini söyledi.
Bu hedefin birlikte çalışarak başarılabileceğini kaydeden Ala, ülkenin karşı karşıya bulunduğu sorunların üzerinin örtülmemesi, fırsatların da kaçırılmaması gerektiğini ifade etti.
“Bilgiyi En Fazla Üreten Toplumlar Başarılı Olacak”
Önümüzdeki dönemde bilgiyi en fazla üreten toplumların, belirsizliğin arttığı yeni dünyada başarılı olacağını belirten Efkan Ala, bu hedefin ortaya konulmasının önemini vurguladı.
Ala, geleceğin en önemli konularından birinin bilgi üretimi ve zihinlerin dünya çapında yarışması olduğunu söyledi. Bilginin artık sınır tanımadığını belirten Ala, bilginin bir ülkeden diğerine saniyeler içinde ulaşabildiğini ve eski dönemlerden kalan bazı tedbirlerin yeni çağda işlevini yitirdiğini ifade etti.
Yeni çağın yeni imkânlar, ilkeler ve fırsatlarla geldiğini belirten Ala, buna rağmen ahlaki ilkelerin, erdemlerin, insanların birbirine saygısının, özgürlüklerin ve temel hak ve hürriyetlerin önemini koruduğunu söyledi.
Bilginin ahlaki ilkelerden ve erdemlerden uzaklaşması durumunda büyük felaketlerin ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Ala, İkinci Dünya Savaşı, dünya savaşları, nükleer savaşlar ve bombaların yol açtığı sorunları örnek gösterdi.
Bilimsel gücün adalet duygusu, ahlaki ilkeler ve insanlığın temel değerleriyle dengelenmesi gerektiğini belirten Ala, aksi takdirde hızlı ilerleme yaşansa bile insanlığın manevi yönden geride kalabileceğini ifade etti. Ala, bu durumu Kızılderililerin bir geleneğinde anlatılan, insanın ilerlerken ruhunun geride kalması düşüncesiyle açıkladı.
Efkan Ala: “Sorumlu Olduğumuz Alan Bütün İnsanlıktır”
Bursa Uludağ Üniversitesi’nin bulunduğu konumun ve tarihî geçmişinin önemine değinen Efkan Ala, salona Sudan’dan, Bangladeş’ten veya Afganistan’dan bakıldığında farklı bir anlam ortaya çıkacağını söyledi.
Ala, üç kıtada altı yüz yıl adaletle hükmetmiş bir devletin torunlarının, o devletin ilk başkentinin bulunduğu Bursa’da, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde hocalar, öğrenciler ve yöneticiler olarak bir araya geldiğini ifade etti.
Buranın çok kıymetli ve önemli bir yer olduğunu belirten Ala, bu nedenle üniversiteden ve Türkiye’den beklentilerin yüksek olmasının doğal olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin yetkili olduğu coğrafyanın 780 bin kilometrekare olabileceğini ancak ilgili ve etkili olduğu coğrafyanın çok daha geniş olduğunu söyleyen Ala, sorumluluk alanının bütün dünya ve insanlık olduğunu düşündüğünü ifade etti.
Bu anlayışla hareket edilmesi, üretim yapılması, çözümler aranması ve insanlığa yeni fırsatlar sunulması gerektiğini belirten Ala, Türkiye’nin geçmişte bunu başardığını ve bugün de başarma imkânına sahip olduğunu söyledi.
“Gençlerimiz Geleceğimizdir”
Bilginin en önemli kaynağının insan olduğunu vurgulayan Efkan Ala, gençlerin Türkiye’nin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Gençlerin dünya çapındaki bilgiye kolaylıkla ulaşabilmesi, bu bilgiden yararlanabilmesi ve kendi ürettiklerini dünyaya sunabilmesi için uygun bir ortam oluşturulması gerektiğini belirten Ala, bunun ülkenin sorumluluğu ve görevi olduğunu ifade etti.
Bu ortamın oluşturulmasının yolunun ülkedeki siyasal iklimden geçtiğini dile getiren Ala, ülkenin enerjisinin iç kavgalar ve çekişmelerle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. İnsanların ortak hedeflere yönlendirilerek birlikte çalışmasının önemini vurgulayan Ala, Türkiye’nin belirlenen hedeflere ulaşabilmesi için bu yaklaşımın gerekli olduğunu kaydetti.
Dünyanın sorunlarının çözümüne katkı sunulması gerektiğini ifade eden Ala, bölgede veya Türkiye’de ortaya çıkan sorunların çözümüne öncelik verilmesi gerektiğini belirtti. Sorunlar ne kadar ağır olursa olsun bunların üzerine gidilmesi ve çözüm üretilmesi gerektiğini söyleyen Ala, aksi takdirde ülkenin enerjisinin iç sorunlarla tüketileceğini, zihinlerin bu sorunlara odaklanarak küresel yarıştan uzaklaşacağını ifade etti.
Sanayi devriminin geç yakalanmasını hatırlatan Ala, Türkiye’nin benzer bir gecikme yaşamaması gerektiğini vurguladı.
“Türkiye Temel Sorunlarını Çözmeyi Çeyrek Yüzyıldır Politika Olarak Ortaya Koydu”
Türkiye’nin temel sorunlarını ele alıp çözmeyi yaklaşık çeyrek yüzyıldır politika olarak ortaya koyduğunu belirten Efkan Ala, ülkenin hedeflerine ulaşabilmesi için farklı alanlarda farklı düşüncelerin ortaya konulmasının önemine değindi.
Ala, en azından bazı temel konularda ortak bir anlayış geliştirilmesi ve sorunların köklü biçimde çözülmesi için iş birliği yapılması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin yaklaşık 44-45 yıldır, yani yarım yüzyıla yakın süredir uğraştığı temel sorunlardan birinin terör olduğunu belirten Ala, terör sorunundan topyekûn kurtulmayı bir politika olarak ortaya koyduklarını ifade etti. Bu hedefin, Türkiye’nin gelişmesine ve geleceğe yönelik amaçlarına hizmet etmesini istediklerini söyledi.
Efkan Ala’dan “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” Vurgusu
“Terörsüz Türkiye” hedefinin bölgesel gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Efkan Ala, komşu coğrafyalardaki sorunların çözülmemesi durumunda bu sorunların Türkiye’ye de yansıyabileceğini ifade etti.
Ala, bu nedenle yalnızca “Terörsüz Türkiye” demediklerini, aynı zamanda “Terörsüz Bölge” hedefini de ortaya koyduklarını söyledi. Bölgedeki terör sorununun çözülmesi, karmaşanın sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin tasfiye edilmesinin önemine dikkat çekti.
Dünyada terör yöntemlerini destekleyen güçlerin ve devletlerin her zaman bulunabileceğini belirten Ala, bu yöntemlerin kimseye fayda sağlamadığını, aksine herkese zarar verdiğini dile getirdi.
Türkiye’nin ilk defa intikam alma amacıyla değil, sorunu çözmek için bir program ve hedef ortaya koyduğunu ifade eden Ala, bu hedef doğrultusunda gerekli adımların kararlılıkla atıldığını söyledi.
Efkan Ala’dan Gazze Açıklaması: “Devlet Terörünün de Sonlandırılmasını İstiyoruz”
Terörün yalnızca örgütler tarafından değil, devletler tarafından da bir yöntem olarak kullanılabildiğini söyleyen Efkan Ala, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Gazze’deki uygulamalarını eleştirdi.
Ala, Gazze’de yaşananların savaş olarak nitelendirilemeyeceğini savunarak hastanelerin, ambulansların, okulların, camilerin, kiliselerin ve diğer ibadethanelerin hedef alındığını söyledi. Suçlu ile suçsuz ayrımı yapılmaksızın gerçekleştirildiğini belirttiği saldırıları imhaya yönelik bir soykırım yöntemi olarak değerlendiren Ala, bu uygulamaların terör yoluyla gerçekleştirildiğini ifade etti.
“Terörsüz Bölge” hedefinin bölgedeki devlet terörünün de sonlandırılmasını kapsadığını belirten Ala, bu durumun sona ermesini istediklerini ve bunun için çalıştıklarını söyledi.
Suriye ve Irak’taki Terör Sorunları Türkiye’yi de Etkiliyor
Türkiye’nin yanı başındaki Suriye ve Irak’ın çok sayıda terör örgütünün faaliyet gösterdiği bir bölge hâline geldiğini belirten Efkan Ala, bu ülkelerdeki sorunların çözülmesinin Türkiye açısından da önemli olduğunu ifade etti.
Ala, teknoloji ve insan kaynağı arasındaki ilişkiyi anlatmak için cep telefonunu örnek gösterdi. Telefonu icat eden kişinin babasının Suriyeli olduğunu söyleyen Ala, bu kişinin Suriye’de kalması durumunda bir tankın veya bombanın altında hayatını kaybedebileceğini, ancak göç ederek gittiği yerde bütün dünyayı etkileyen bir teknoloji geliştirdiğini dile getirdi.
Söz konusu kişinin yazılımını gerçekleştirdiği ve ortaya koyduğu ürünün dünya çapında etkili olduğunu belirten Ala, bu ürünün tek başına birkaç ülkenin gayrisafi millî hasılasından daha fazla değere sahip olduğunu ifade etti.
Bu örneğin bir ülkede istikrarın sağlanmasının, iç sorunların çözülmesinin ve uygun bir siyasal iklim oluşturulmasının önemini gösterdiğini söyleyen Ala, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki gelişmelerle yakından ilgilendiğini belirtti. Bu ülkelerdeki sorunların çözülmesinin, bölgesel problemlerin Türkiye’ye yansımasını önlemeye katkı sağlayacağını dile getirdi.
Efkan Ala: “Göç Sorununun Kaynağında Bölgesel Sorunlar Var”
Avrupa’da yaşanan göç sorununun bölgedeki gelişmelerden kaynaklandığını belirten Efkan Ala, bu durumun Avrupa’yı da önemli ölçüde etkilediğini söyledi.
Ala, Avrupa’da aşırıcılığın ve yabancı düşmanlığının ciddi biçimde ivme kazandığını ifade ederek bu gelişmelerden en fazla etkilenecek ülkeler arasında Türkiye’nin de bulunduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin geçmişte göç hareketlerinden etkilendiğini belirten Ala, insanların ölüme terk edilemeyeceğini söyledi. Ancak sorunların kaynağında çözülmesine yardımcı olunması durumunda hem bölge ülkelerine hem de Türkiye’ye önemli katkılar sağlanacağını vurguladı.
Türkiye’nin bölgesel gelişmelerdeki rolünü eleştirenlere ve ülkenin kendi gücünün farkında olmayanlara karşı Bursa’nın önemli devlet adamlarından İhsan Sabri Çağlayangil’in sözünü hatırlatan Ala, şu ifadeleri kullandı:
“Bakın, Orta Doğu’da bir masa kurulmuş da masada bir sandalyeniz yoksa dikkat edin, menüde olabilirsiniz.”
Bu söz üzerinden Türkiye’nin Orta Doğu’daki gelişmelerde söz sahibi olması gerektiğini belirten Ala, bölgede bir masa kuruluyorsa Türkiye’nin kendi yerini koruması gerektiğini, ihtiyaç duyulması hâlinde ise masayı kurarak diğer tarafları davet edebilecek bir konumda bulunmasının önemini vurguladı.
“Orta Doğu’da Tesadüfler Bile Planlanır”
Orta Doğu’nun hassas ve stratejik bir coğrafya olduğunu belirten Efkan Ala, bölgede dikkatli hareket edilmesi ve kaynakların doğru değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin en önemli kaynağının gençler, akademisyenler ve bilimsel üretim yapan insanlar olduğunu ifade eden Ala, bilgi çağına uygun politikalar geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bölgedeki gelişmeler kapsamında Baas rejiminin çöküşüne de değinen Ala, söz konusu rejimi insanların düşüncelerini ve varlıklarını yok eden bir yapı olarak nitelendirdi. Türkiye’nin bölgedeki duruşunun, faaliyetlerinin ve politikalarının beklenmedik olumlu sonuçlar ortaya çıkarabildiğini söyledi.
Ala, Baas rejiminin çökmesinin ardından Türkiye’nin görüşebildiği ve birlikte projeler geliştirebildiği bir hükümetin iş başına geldiğini belirtti. Hem Suriye’de hem de Irak’ta önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti.
Efkan Ala: “SDG Kendini Feshetti ve Entegrasyon Sağlandı”
Türkiye’nin yaklaşık yarım yüzyıldır mücadele ettiği terör sorunuyla ilgili bölgede önemli gelişmeler yaşandığını belirten Efkan Ala, daha önce ihtimal verilmeyen bazı gelişmelerin gerçekleştiğini söyledi.
Sürecin eleştirildiğini hatırlatan Ala, SDG’nin kendini feshettiğini ve entegrasyonun sağlandığını ifade etti. Bununla birlikte, önlerinde yapılması gereken çok sayıda çalışma bulunduğunu da dile getirdi.
Bölgede yeni bir düzenin kurulduğunu belirten Ala, Türkiye’nin bu düzenin temel aktörlerinden biri olduğunu söyledi. Irak, Suriye ve Türkiye’deki sorunların birbirinden bağımsız ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Ala, sorunların bir bütün olarak değerlendirilmesinin ve birlikte çözüm aranmasının herkes için yararlı olacağını kaydetti.
Irak’ta Sinjar Bölgesinin Boşaltılması İçin Görüşmeler Sürüyor
Konuşmasının devamında Suriye ve Irak’taki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Efkan Ala, Suriye’deki sürecin ilerletilmesi ve entegrasyonun güçlendirilmesi üzerinde durdu.
Ala, Irak’ta da bir anlaşma yaptıklarını ve Sinjar bölgesinin boşaltılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Bağdat’ta ve ilgili bölgelerde toplantıların ve görüşmelerin gerçekleştirildiğini söyleyen Ala, terörle mücadele kapsamında mağaraların tespit edilerek boşaltıldığını ifade etti.
Sahada yoğun bir çalışma yürütüldüğünü belirten Ala, hangi adımın ne zaman atılacağının görüşmelerle belirlendiğini, bazı çalışmaların gerçekleştirildiğini ve mağaraların boşaltılmasına yönelik faaliyetlerin devam edeceğini söyledi.
Irak merkezi yönetimiyle de anlaşma imzaladıklarını ifade eden Ala, Sinjar bölgesinin boşaltılması sürecinin sürdüğünü kaydetti.
Bütün bu çalışmaların istikrar içerisinde ve akılcı bir dış politikayla mümkün olabileceğini belirten Ala, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerine doğru adım adım ve kararlılıkla ilerlediklerini dile getirdi.
Efkan Ala: “Siyaset Yoluyla Sorun Çözmek En Az Maliyetli Yoldur”
Türkiye’nin iç politikadaki gelişmelerine de değinen Efkan Ala, geçmişte sorunların çözümü için çeşitli girişimlerde bulunulduğunu hatırlattı. Siyaset yoluyla bir sorunun çözülmesinin, o sorunu çözmenin en az maliyetli yolu olduğunu söyledi.
Ala, 15-20 yıl önce Türkiye’de toplumsal tartışmaların başörtüsü ve insanların başlarının açık ya da örtülü olması gibi temel hak ve özgürlükler üzerinden yürütüldüğünü ifade etti. Günümüzde ise üniversitelerde akreditasyon, dünyayla rekabet ve bilimsel gelişme gibi konuların konuşulmasından memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Ferudun Yılmaz’ın akreditasyon çalışmalarına değinen Ala, üniversitenin bu alandaki çalışmalarını tebrik ederek başarılarının devamını diledi.
Türkiye’nin uygun bir ortam oluşturulduğunda çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Ala, insanların kapasitesinden çekinilmemesi ve toplumla birlikte çalışmayı mümkün kılacak ortamların hazırlanması gerektiğini söyledi.
Her düşüncenin dikkate değer olduğunun vurgulanması ve farklı düşüncelerin ortaya konulmasına imkân tanınması hâlinde önemli başarıların elde edilebileceğini ifade eden Ala, Türkiye’nin bu konuda güçlü bir geleneğe ve özgüvene sahip olduğunu dile getirdi.
Efkan Ala, Bursa’nın İhracat Gücüne Dikkat Çekti
Toplumların ve bireylerin özgüven düzeylerinin farklılık gösterebildiğini belirten Efkan Ala, bazı toplumlarda daha düşük, bazılarında ise oldukça yüksek özgüven bulunduğunu söyledi.
Bir işletmeye yaptığı ziyarette ihracat faaliyetlerini sorduğunu anlatan Ala, işletme yetkilisinin 162 ülkeye ihracat yaptığını söylediğini aktardı. İşletmenin bütün ülkelere ihracat yapmayı hedeflediğini belirten Ala, bu yaklaşımı dikkat çekici bulduğunu ifade etti.
Bursa’nın ekonomik potansiyeline de değinen Ala, şehrin 20 milyar dolarlık ihracat hacmiyle dünyadaki yüzü aşkın ülkeden daha fazla ihracat yapabilen bir şehir olduğunu söyledi. Şehirlerin artık başka ülkelerin şehirleriyle yarıştığını belirten Ala, Bursa’nın bu açıdan önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
“Sorunları Gizlemek Yerine Çözüm İçin Birlikte Hareket Etmeliyiz”
Efkan Ala, konuşmasının son bölümünde daha önce yaşanan girişimlerin neden başarısız olduğu ve yeni sürecin neden başarılı olabileceği sorularına değindi.
Geçmişte yaşananların birlikte değerlendirildiğini belirten Ala, sorunları saklamanın, gizlemenin ve herkesin bildiği konuları dile getirmeyerek siyaset yapmanın fayda sağlamayacağını ifade etti.
Ala, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunların açık biçimde ele alınması, farklı düşüncelerin ortaya konulması ve çözüm için birlikte hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Bilgi üretiminin, fikir özgürlüğünün, toplumsal iş birliğinin ve uygun siyasal iklimin Türkiye’nin geleceği açısından önem taşıdığını vurguladı.
Bursa Uludağ Üniversitesi’nin 2026-2027 akademik yılı açılış töreninde gerçekleştirilen konuşmalar, üniversitelerin eğitim ve araştırma misyonlarının yanı sıra bilimsel üretim, gençlerin gelişimi, düşünce özgürlüğü ve toplumsal sorunların çözümündeki rolünü gündeme taşıdı. Efkan Ala’nın açılış dersinde öne çıkan “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” başlıkları ise Türkiye’nin iç güvenlik politikalarıyla bölgesel gelişmeler arasındaki ilişki üzerinden ele alındı.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0