İsrail’de Kritik Gün

Ekim 27, 2026 - 12:00
 0  0
İsrail’de Kritik Gün
İsrail, 7 Ekim 2023’te Gazze’deki Filistinli grupların başlattığı Aksa Tufanı operasyonu ve ardından yaşanan savaşların gölgesinde parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Ülkenin siyasi geleceği açısından kritik önem taşıyan seçimlerde, yaklaşık 19 yıldır iktidarda olan Başbakan Binyamin Netanyahu’nun görevini sürdürüp sürdüremeyeceği ve muhalefetin hükümeti kurmak için gerekli çoğunluğa ulaşıp ulaşamayacağı merak ediliyor. İsrail’in 1948’de kuruluşundan bu yana gerçekleştirilen en önemli oylamalardan biri olarak değerlendirilen seçimler, yalnızca iktidarın kimde kalacağını değil, ülkenin güvenlik politikalarından yargı sistemine, askerlik uygulamalarından Filistin meselesine kadar pek çok alandaki yönelimini de belirleyebilir. Ancak siyasi açıdan keskin biçimde bölünmüş seçmen tablosu ve partiler arasındaki ittifak hesapları, seçim sonuçlarının ardından hükümetin kim tarafından kurulacağını belirsiz hale getiriyor. Anketlerde hiçbir siyasi bloğun parlamentoda tek başına çoğunluğu elde edeceğinin netleşmemesi, seçim sonrasındaki koalisyon görüşmelerini de kritik bir aşamaya taşıyor. NETANYAHU İLE ESKİ KOMUTAN ARASINDA KRİTİK YARIŞ Seçimlerin merkezinde, İsrail’in en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot arasındaki siyasi rekabet bulunuyor. Netanyahu, sağ ve ultra-Ortodoks partilerden oluşan koalisyonuyla iktidarını korumayı hedeflerken, merkez çizgide siyaset yapan Eisenkot ise muhalefet blokunun başlıca isimleri arasında öne çıkıyor. Netanyahu’nun kampanyasında İsrail’in bölgedeki askerî üstünlüğünü sürdürmesi, güvenlik tehditlerine karşı sert bir tutum benimsemesi ve gerektiğinde tek başına hareket edebilmesi ön plana çıkıyor. Başbakan, özellikle İran kaynaklı tehditleri seçim sürecinin temel gündem maddelerinden biri haline getiriyor. Muhalifleri ise Netanyahu yönetimini 7 Ekim 2023’teki güvenlik zafiyeti, savaşların uzaması, aşırı sağcı siyasetçilerin hükümetteki etkisi ve yargı sistemine yönelik girişimler üzerinden eleştiriyor. Netanyahu, güvenlik birimlerinin kendisini yeterince bilgilendirmediğini savunurken ülkesinin güvenliği için mücadele ettiğini belirtiyor. Seçimin sonucu, Netanyahu’nun mevcut siyasi çizgisini sürdürüp sürdüremeyeceğinin yanı sıra İsrail’de yeni bir yönetim anlayışının ortaya çıkıp çıkmayacağı açısından da önem taşıyor. NETANYAHU’NUN ATADIĞI KOMUTAN KARŞISINA RAKİP OLARAK ÇIKTI Netanyahu’nun en dikkat çekici rakiplerinden Gadi Eisenkot, geçmişte başbakan tarafından genelkurmay başkanlığı görevine atanmıştı. Eisenkot, 2014 yılında üstlendiği bu görevden sonra 7 Ekim saldırılarının ardından kurulan acil ulusal birlik hükümetinde de Netanyahu ile birlikte çalıştı. Ancak Eisenkot, aylar sonra hükümetten ayrılarak başbakanın savaş politikalarına yönelik eleştirilerini artırdı. Netanyahu’nun Gazze’deki savaşı uzattığını ve bölgede tutulan İsrailli rehinelerin hayatını tehlikeye attığını savunan Eisenkot, siyasi çizgisini bu eleştiriler üzerine şekillendirdi. Savaş, Eisenkot’un ailesini de doğrudan etkiledi. Eski komutanın en küçük oğlu Gal ile iki yeğeni, Gazze’deki çatışmalarda hayatını kaybetti. Eisenkot’un oğlunun cenazesinde yaşadığı acı, savaşın İsrail toplumunda yarattığı kayıpların sembollerinden biri olarak öne çıktı. Eisenkot, seçim kampanyasında 7 Ekim saldırılarına ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatılmasını, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet olaylarına karışan aşırılık yanlısı yerleşimcilerin hesap vermesini ve ultra-Ortodoks İsraillilerin askerlik yükümlülüğüne tabi tutulmasını savunuyor. Bu vaatler, özellikle güvenlik başarısızlığının sorumluluğu, ordudaki yükümlülüklerin paylaşılması ve hükümetteki aşırı sağcı isimlerin rolü gibi konuları seçim gündeminin üst sıralarına taşıyor. İRAN VE GAZZE POLİTİKALARI SEÇİMİN GÜNDEMİNDE İran’la yaşanan gerilim, Gazze’deki savaşın geleceği ve Filistin meselesi, seçim kampanyasının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Netanyahu, İran’ın oluşturduğu güvenlik tehdidini vurgulayarak İsrail’in bölgedeki askerî operasyonlarını sürdürmesi gerektiğini savunuyor. Başbakan, İran’a yönelik sert tutumunu seçim kampanyasında ön plana çıkarırken Gazze’de yürütülen savaş nedeniyle uluslararası kamuoyundan gelen eleştirilerle de karşı karşıya. İsrail’in askerî operasyonları, bölgede yaşanan insani yıkım ve savaş suçlarına ilişkin suçlamalar uluslararası tartışmaların odağında bulunuyor. Filistin Sağlık Bakanlığının verilerine göre Gazze’deki savaşta hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bini aştı. Savaş, bölgenin büyük bölümünde ağır yıkıma neden olurken İsrail’in politikaları uluslararası alanda yoğun biçimde eleştiriliyor. Buna karşın dış tepkilerin seçim sonuçlarına ne ölçüde yansıyacağı belirsizliğini koruyor. İsrail’de güvenlik kaygılarının seçmen davranışında belirleyici olduğu, seçmenlerin önemli bir bölümünün Filistin devletinin kurulmasına karşı çıktığı belirtiliyor. Eisenkot da İran, Hamas ve Hizbullah’a karşı sert bir güvenlik politikası izlenmesini savunuyor. Ancak eski komutan, askerî kazanımların diplomatik sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini dile getiriyor. Eisenkot’un Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesine destek vermesi ve Filistin devletine karşı çıkması ise iki aday arasındaki dış politika farklılıklarının sınırlı kaldığı alanlardan bazılarını oluşturuyor. SEÇİMİN KADERİNİ İÇ POLİTİKA BELİRLEYEBİLİR Dış politikada iki adayın da güvenlik odaklı bir çizgi benimsemesi, seçim yarışında iç politika başlıklarını daha önemli hale getiriyor. Özellikle 7 Ekim saldırılarının ardından yaşanan güvenlik zafiyetinin sorumluluğu, askerlik yükümlülükleri ve hükümetin yapısı seçmenlerin kararında etkili olabilecek konular arasında bulunuyor. Netanyahu’nun rakipleri, başbakanın aşırı sağcı partileri hükümete taşıdığını ve siyasi çıkarlar doğrultusunda yargı sistemini zayıflatmaya çalıştığını öne sürüyor. Ayrıca Gazze’deki savaşın uzamasının ülkeye ağır maliyetler yüklediğini savunuyor. Netanyahu ise güvenlik politikalarını savunarak İsrail’in bölgedeki askerî üstünlüğünü koruması gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, seçimde güvenlik ve istikrarı önceleyen seçmenlerle hükümetin politikalarında değişim isteyen kesimler arasındaki ayrımı belirginleştiriyor. Ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik yükümlülüğü de seçimdeki temel tartışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Eisenkot bu kesimin zorunlu askerlik kapsamına alınmasını savunurken, Netanyahu’nun koalisyon ortakları arasında yer alan ultra-Ortodoks partilerin bu konudaki tutumu hükümet kurma görüşmelerini etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor. 120 SANDALYELİ PARLAMENTODA 61 VEKİL HESABI İsrail’de seçmenler başbakanı doğrudan seçmiyor. Parlamenter sistemle yönetilen ülkede oylar, Knesset adı verilen 120 sandalyeli parlamentonun üyelerini belirliyor. Partiler, aldıkları oy oranına göre sandalye kazanırken yüzde 3,25’lik seçim barajını aşamayan partiler parlamentoda temsil edilemiyor. İsrail siyasi tarihinde hiçbir partinin tek başına parlamentoda salt çoğunluğu elde edememesi, koalisyon hükümetlerini zorunlu hale getiriyor. Hükümetin kurulabilmesi için en az 61 milletvekilinin desteğine ihtiyaç duyuluyor. Seçim öncesi anketler, Netanyahu’nun Likud Partisi ile Eisenkot’un liderliğindeki Yaşar Partisi arasındaki rekabete işaret ediyor. Her iki partinin de yaklaşık 20 sandalye kazanmasının beklendiği belirtilirken, iki liderin desteklediği siyasi blokların da tek başına çoğunluğa ulaşmakta zorlanabileceği değerlendiriliyor. Seçim öncesi anketlerdeki tahminler kesin sonuçları yansıtmıyor. ARAP PARTİLERİ KOALİSYON DENKLEMİNDE BELİRLEYİCİ OLABİLİR Seçim sonrasında hükümetin hangi siyasi blok tarafından kurulacağını belirleyecek en önemli unsurlardan biri, Arap İsrailli partilerin parlamentoda elde edeceği sandalye sayısı olabilir. Seçim öncesi tahminlerde yaklaşık 14 sandalye kazanabilecekleri öngörülen Arap partileri, olası bir koalisyonun çoğunluğa ulaşmasında kilit rol oynayabilecek konumda bulunuyor. Ancak hem Netanyahu hem de Eisenkot, bu partilerle doğrudan ittifak kurmaya sıcak bakmadıklarını açıkladı. Bu durum, seçim sonrasında hükümet kurma görüşmelerini daha karmaşık hale getirebilir. Bazı milletvekillerinin güven oylamasında çekimser kalması gibi seçenekler, azınlık hükümeti formüllerini gündeme getirebilir. Dolayısıyla seçimde en fazla sandalyeyi kazanan partinin belli olması, hükümetin kim tarafından kurulacağının da kesinleşeceği anlamına gelmiyor. Asıl belirleyici unsur, partilerin farklı siyasi gruplardan yeterli desteği sağlayıp sağlayamayacağı olacak. Seçim günü 18 yaş ve üzerindeki İsrail vatandaşları oy kullanabiliyor. Bazı istisnalar dışında seçmenlerin oylarını ülke sınırları içinde kullanması gerekiyor. SEÇİM SONUÇLARI NE ZAMAN BELLİ OLACAK? Sandıkların Türkiye saatiyle 23.00 civarında kapanması bekleniyor. Oy verme işleminin tamamlanmasının ardından İsrail televizyonlarının çıkış anketlerini yayımlaması ve seçmen eğilimlerine ilişkin ilk tablonun ortaya çıkması öngörülüyor. Partilerin kazandığı sandalye sayılarına ilişkin verilerin ise sonraki saatlerde ve günlerde netleşmesi bekleniyor. Yarışın başa baş geçmesi durumunda hangi partinin birinci olduğunun kesinleşmesi zaman alabilir. Ancak en fazla sandalyeyi kazanan partinin belirlenmesi, başbakanın kim olacağı sorusunu tek başına yanıtlamayacak. İsrail’de hükümetin kurulması, seçim sonuçlarının ardından yürütülecek siyasi görüşmelere bağlı olacak. HÜKÜMETİ KURMA SÜRECİ HAFTALAR SÜREBİLİR Seçim sonuçlarının ardından Cumhurbaşkanı İzhak Herzog, hükümeti kurma olasılığını en yüksek gördüğü parti liderine görev verecek. Görevlendirilen liderin, koalisyon oluşturmak için dört haftalık süresi bulunuyor. Gerekli görülmesi halinde bu süre uzatılabiliyor. İlk görevlendirilen liderin hükümeti kuramaması durumunda süreç başka bir siyasi isme devredilebiliyor. Geçmişte İsrail’de koalisyon görüşmelerinin 20 ila 100 gün arasında sürdüğü örnekler bulunuyor. Hiçbir liderin hükümeti kurmak için gerekli desteği sağlayamaması halinde ülkenin yeniden seçime gitmesi de ihtimaller arasında yer alıyor. İsrail, 2019-2022 döneminde beş kez sandık başına gitmişti. Yeni hükümet kurulana kadar Netanyahu’nun geçici başbakan olarak görevini sürdürmesi mümkün. Bu nedenle seçim gecesi ortaya çıkacak tablo kadar, sonraki haftalarda yürütülecek koalisyon görüşmeleri de İsrail’in siyasi geleceği açısından belirleyici olacak.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0