Erdoğan’dan Atina’ya: "Gereğini Yaparız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Ege adalarındaki askeri faaliyetlerini sürdüren Yunanistan’a sert tepki gösterdi.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in, Türkiye’nin itirazlarına rağmen adalar üzerindeki planların değişmeyeceğine yönelik açıklamalarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, Atina yönetimine yapıcı komşuluk çağrısını yineledi. Türkiye’nin Yunanistan’la iyi komşuluk temelinde ilişkileri sürdürmek istediğini belirten Erdoğan, sınırların zorlanmaması gerektiğini vurguladı.
Erdoğan’dan Atina’ya “gereğini yaparız” mesajı
Yunanistan’ın gayri-askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi halinde Türkiye’nin atacağı adımların sorulması üzerine Erdoğan, kararlı ifadeler kullandı.
Erdoğan, “Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak” diyerek Türkiye’nin iyi komşuluk temelinde hareket ettiğini belirtti.
Türkiye’nin her konuda samimi ve yapıcı davranan taraf olduğunu ifade eden Erdoğan, iyi niyetlerinin çoğu zaman karşılığını göremediklerini söyledi.
Erdoğan, “Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım: Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez” ifadelerini kullandı.
“Serinkanlı yaklaşımımızı acziyet olarak görmek vahim hata”
Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılmasının kimseye fayda sağlamayacağının altını çizen Erdoğan, Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımının yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirtti.
Erdoğan, “Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir” dedi.
Yunanistan’a yanlış yoldan dönme çağrısında bulunan Erdoğan, gayri-askeri statüdeki adaların silahlandırılmasından vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.
Tarihsel sorumluluklara ve bölgesel istikrara dikkat çeken Erdoğan, “Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Kaş’tan seslensek duyarlar”
Türkiye’nin Yunanistan’la iyi komşuluk temelinde ilişkiler yürütmek istediğini yineleyen Erdoğan, Türkiye’nin bugüne kadar yapıcı bir tutum sergilediğini söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin coğrafi yakınlığına dikkat çekerek, “Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi?” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin her konuda samimi olduğunu ve yapıcı davranan taraf olduğunu belirten Erdoğan, buna rağmen çoğu zaman iyi niyetlerinin karşılığını göremediklerini dile getirdi.
Erdoğan’dan Şanghay İşbirliği Teşkilatı değerlendirmesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının başında Kırgızistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Erdoğan, Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirveye katılmak üzere Bişkek’e gerçekleştirdikleri ziyareti tamamladıklarını belirterek, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un davetiyle, diyalog ortağı oldukları Teşkilat’ın bu yılki zirvesine şeref konuğu olarak iştirak ettiğini söyledi.
Ayrıca liderlerle birlikte 31 Ağustos akşamında 6. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış törenine katıldığını ve sporcuları selamladığını aktaran Erdoğan, Kırgız halkının 31 Ağustos Bağımsızlık Günü’nü bir kez daha kutladı.
Erdoğan, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov nezdinde ev sahiplikleri için Kırgız halkına teşekkür etti.
“Şanghay İşbirliği Teşkilatı en büyük bölgesel teşkilat haline geldi”
Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın bundan 30 yıl önce “Şanghay Beşlisi” adıyla temellerinin atıldığını hatırlatan Erdoğan, Teşkilat’ın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayarak en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini ifade etti.
Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olduğunu belirten Erdoğan, Teşkilat’ın toplam 35 trilyon doları bulan ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğini söyledi.
Türkiye’nin yalnızca Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacminin yıllık 150 milyar dolara yaklaştığını belirten Erdoğan, Türkiye olarak gelişen ekonomi ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konum nedeniyle bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkileri artırma gayreti içerisinde olduklarını kaydetti.
Erdoğan, 2019 yılında ilan edilen “Yeniden Asya” girişiminin de bu düşüncenin bir yansıması olduğunu ifade etti.
“Bizi birbirimize yaklaştıran önemli husus bölgesel sahiplenme kültürü”
Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile Türkiye’yi birbirine yaklaştıran bir diğer önemli unsurun paylaşılan bölgesel sahiplenme kültürü olduğunu belirten Erdoğan, zirvede yaptığı hitapta bu konuya dikkat çektiğini söyledi.
Erdoğan, aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımını anlatma fırsatı bulduğunu belirtti.
Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalar hakkında da bilgi verdiğini aktaran Erdoğan, zirve marjında mevkidaşlarıyla çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi.
Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya liderleriyle görüşme
Erdoğan, zirve kapsamında Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle görüşerek gündemdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldıklarını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de bulunduğu muhataplarıyla fikir teatisinde bulunduklarını belirtti.
“En batıdaki Asyalı, en doğudaki Avrupalı ülkeyiz”
Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin de mesajlar veren Erdoğan, “en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke” olarak, Türkiye ile aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Bölgede yaşanan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik ilkeli tutumlarını devam ettireceklerini belirten Erdoğan, Kırgızistan ziyaretinin ülke, millet, bölge ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
SORU VE CEVAPLAR
Soru: Bişkek Zirvesi’nde alınan kararlar, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkiler? Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimali var mıdır?
Erdoğan: Değerli arkadaşlar, öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye'nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır.
Soru: Zirve kadar dikkat çeken konulardan bir tanesi de Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'le görüşmeniz oldu. Zirve marjında yaptığınız görüşme genel anlamda nasıl geçti? Hangi konuları ele aldınız?
Erdoğan: Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye'ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız.
Soru: İstanbul'da Mekke İttifakı'nın ilk önemli toplantısı gerçekleştirildi. Biz biliyoruz ki bölgedeki bazı ülkeler bu ittifaktan fevkalade rahatsız. Geniş bir coğrafyada barışı inşa etme amacı olan bir savunma iş birliğinden neden bu kadar rahatsızlar?
Erdoğan: İstanbul'da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşışımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz.
Soru: “Terörsüz Türkiye” sürecinde “çerçeve yasa” büyük bir çoğunlukla Meclis’ten geçti. Artık terör örgütünün silahları bırakması bekleniyor. Bu süreçte hedefe ulaşmak için merak ettiğim şey şu; sizce bu sürecin ne kadar bir zamanda tamamlanması gerekir?
Erdoğan: Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. “Terörsüz Türkiye” sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de “Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz.
Soru: Sayın Cumhurbaşkanım, siz iç cephenin güçlendirilmesine çok önem veren bir lidersiniz. Siz önem verirken DEM Parti’den zaman zaman aykırı seslerin gelmesi “Toplumsal bütünleşmeye hizmet etmiyor” yorumlarına yol açıyor. Bunu aşacak yeni dil nasıl inşa edilecek? Tavsiye ve çağrınız ne olabilir?
Erdoğan: Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız, Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna “Büyük Türkiye Mutabakatı” diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz.
Soru: “Terörsüz Türkiye” konusundan devam edeyim. Bu örgütün Suriye'deki yapılanması YPG-PYD'nin fesih kararıyla ilgili nasıl bir değerlendirme yapacaksınız?
Erdoğan: Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı.
Soru: Suriye'den devam edeceğim. Amerika'nın Suriye politikasıyla ilgili özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğünü vurguladığını görüyoruz. Hatta Amerikalılar da “tek bayrak, tek ordu” söylemini vurgulamaya başladılar. Bu vesileyle Washington’la, Türkiye'nin yıllardır savunduğu bu Suriye politikası arasında bir yakınlaşma görüyor musunuz?
Erdoğan: Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye'nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye'nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye'yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye'ye dost ülkeleri Suriye'nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye'nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye'nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer.
Soru: Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devri konusunda adım atılabileceği ifade ediliyor. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu masaya geldi mi?
Erdoğan: Sayın Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika'daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.
Soru: Benim sorum da Karadeniz'le ilgili olacak. Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz'de zaman zaman ticari gemiler de hedef haline gelebiliyor. Ve zaman zaman da Türk gemileri de bu süreçten zarar görebiliyorlar. Sayın Putin'le görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi? Ortak bir çözüm geliştirilecek mi?
Erdoğan: Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz'deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.
Soru: Benim sorum Yunanistan'la ilgili... Biliyorsunuz bir taraftan Türkiye'yle diyalog mesajları verirken bir taraftan da Ege adalarındaki askeri kapasitelerini artırıyorlar. Son olarak Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Türkiye'nin itirazlarına rağmen bölgede planlarının değişmeyeceğini söyledi. Eğer Yunanistan gayri-askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam ederse bundan sonraki süreçte Türkiye'nin yaklaşımı nasıl olacak?
Erdoğan: Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan'la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan'a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye'nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri-askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0